Fark Yaratan Sosyal Girişimler Kadınları Güçlendiriyor

 

Geride bıraktığımız 2014 yılı ne Türkiye’de ne de dünyada kadınlar için iç açıcı geçmedi. Halen sürmekte olan savaşlar kadınları ve çocukları göçe zorlarken, çatışma bölgelerinde kadınlar taciz ve tecavüzlere maruz kaldı. Silahlı çatışmaların yaşanmadığı bölgelerde de büyük değişimler olmadı ve Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na bakıldığında yükselen bir trend gözlense de büyük sıçramalara rastlanmadı. Orta dereceli eğitime katılım, politikada yönetici pozisyonlarda yer alma, teknik işlere dahil olmak gibi birçok başlıkta sabit seyreden gelişim grafiklerin işgücüne katılım ve aynı işlerde erkeklerle eşit ücret almak gibi konularda küçük de olsa düşüşlere sahip olduğunu üzülerek gözlemledik. (Daha ayrıntılı bir inceleme için tıklayınız) Olumsuzluklar yaşanmaya devam etse de kadınlar bu yıl da fark yaratmak konusunda ısrarcıydılar. Ashoka Fellow ağına 2014 yılında birçok kadın sosyal girşimci katıldı, mevcut pek çok Fellow kadınları güçlendirmeye ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine son vermeye yönelik çalışmalarına devam etti. Toplumsal cinsiyet konusu bu yıl da Ashoka Fellow’larının gündemlerinde kendine yer buldu.

Emily May

Projesini Türkiye’ye de taşıyan ve oldukça ilgi çekici bir iş yapan Amerikalı Fellow Emily May bu yılın umut verici isimlerinden biriydi. Yarattığı “Hollaback!” hareketiyle sokaktan iş yerine kadar her yerde tacizi önlemeyi amaçlayan Emily, taciz ve tacizcilerin duyurulduğu bir platform oluşturmasıyla fark yaratıyor. Metroda tacize uğrayan New York’lu bir kadının Flickr’da paylaştıklarından sonra simgeleşmesinden ilham alan Emily, tacize uğrayan kişinin anında bunu duyurabileceği bir internet sitesinin kurucusu ve artık akıllı telefon uygulaması üzerinden de hizmet sağlıyor. Emily ve ulaşabildiği bölgelerde yarattığı fark buradan takip edilebileceği gibi Türkçe web sitesi üzerinden Hollaback hareketine dahil olunabilinir.

Türkiye’de de halen sekiz kadın Fellow toplumda kadınların yerini iyileştirmeye yönelik işler yapıyor. Bu alanda uzun yıllardır çalışan Şengül Akçar ve Nebahat Akkoç çok temel iki sorun olan istihdam ve şiddet üzerine çalışıyor. Şengül Akçar kadınların örgütlenip kooperatifleşmelerini destekleyerek Türkiye’de birçok kişiye ulaştı ve yeni kadın liderler yetiştirirken kadın istihdamını   artırdı. Nebahat Akkoç ise Ka-Mer bünyesinde özellikle Güneydoğu ile Doğu Anadolu ve çevresinde gerçekleşmesi muhtemel birçok cinayet ve şiddet vakasını engelledi.

Aynı bölgede farklı bir çalışmayla fark yaratan Naşide Buluttekin ise Umut Işığı Kadın Kooperatifi sayesinde birçok kadın ve çocuğun hayatını değiştirdi. “Mahalle annesi” sistemi sayesinde birçok çocuğa okul öncesi eğitim hizmeti verebilen Naşide, Diyarbakır’da suça ve şiddete meyilli genç oranını düşürmek için çalışmaya devam ediyor. Naşide ile aynı yıl Ashoka Fellow’ları arasına katılan Halime Güner ise kurucusu olduğu Uçan Süpürge sayesinde kadına dair haberlerin toplanıp paylaşılabileceği bir ağ yarattı. Uçan Süpürge’nin kurulduğu günden bu yana, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eşitsizliğine dair birçok haber toplandı.

2007 yılından itibaren Ashoka’ya katılan kadın Fellow’ların gözlerini ekonomik alana çevirmeleri ise oldukça umut verici. Türkiye halen kadınların işgücüne katılımı ve hak ettikleri ücretleri almaları konusunda iyi bir noktaya ulaşamamış olsa da bu sorunla ilgili yaratılan farkındalık büyük önem teşkil ediyor.

Senem Gül kurduğu İlk Adım Kadın Kooperatifi’yle ekonomik nedenlerden dolayı göç etmiş ailelerdeki kadınları bilinçlendirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlarken, Selma Demirelli Nilüfer Kadın Kooperatifi sayesinde kadın istihdamını artırmayı ve kadınların mülk edinmesini yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Güneydoğu Anadolu’da çalışan bir başka isim Berna Yağcı, kurucusu olduğu İpek Yolu Kadın Kooperatifi sayesinde hem kadınlara iş sağlıyor, hem de onları girişimcilik için gönüllendiriyor. Bedriye Hülya da benzer bir disiplinle fakat tamamen farklı bir sektörde çalışarak b-fit’i büyütmeye devam ediyor, kadın girişimciliğini ve kadınların paylaşım alanını artıran bu proje son yılların umut verici hikayelerinden biri olarak gündemde yerini buluyor.

Türkiye’de cinsiyet eşitliğine dair çalışmalar yapan Ashoka Fellow’larına ilişkin daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Geride bıraktığımız yılda talihsiz haberler duyduğumuz kadar umut verici gelişmelere de şahit olduk. Bu 8 Mart’ta da yaşanan tüm acılara rağmen kadınlar sokakları umut veren cesaretli sloganlarla doldurdu. Ashoka Türkiye olarak önümüzdeki yılda bu alanda daha fazla yol kat edilmesini umuyoruz ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. 

Yazan: Mervenur Okutan

Fotoğraf: İstanbul Feminist Kolektif